Rıza Makamı: Aynadaki Yansımayla Yüzleşmek ve Benlikten Arınmak
Rıza makamı, benlikten arınmaktır. İbn Arabi, Sadıklar Planı ve Gurdjieff ışığında aynadaki yansımayla yüzleşme — yargılama yerine sevgi yolculuğu.
Yol öğretir, ayna gösterir, ruh tekamül eder
Rıza makamı, benlikten arınmaktır. İbn Arabi, Sadıklar Planı ve Gurdjieff ışığında aynadaki yansımayla yüzleşme — yargılama yerine sevgi yolculuğu.
Affetmek, bir zayıflık değil; ruhun karmanın esaretinden sıyrılıp kendi özgürlüğüne uzandığı en sarsıcı tekâmül adımıdır. Bedri Ruhselman, İbn Arabi, Mevlânâ, Cayce, Beyaz Kartal ve Gurdjieff öğretisinin ışığında affetmenin kozmik anlamı.
Sevgili Beyhan Budağın bir paylaşımı sonrası bu yazının derlenmesi mümkün olmuştur. Paylaşımında Pema Chödrön’ün “Sen gökyüzüsün, diğer her şey sadece hava durumudur” sözüne vurgu yapmaktadır — bu söz, insanın kendini bilmek ve kendi içsel gerçeğine uyanışı yolunda atılmış en zarif ve derin adımlardan birini özetler. W. Y. Evans-Wentz’in yayına hazırladığı Tibet’in Ölüler Kitabı adlı eserde … Devamını oku
Vicdan ve Özgürlük arasındaki kadim bağı anlamak için öncelikle G.I. Gurdjieff’in insanın mekanik bir makine olduğu yönündeki tespitine bakmak gerekir… G.I. Gurdjieff‘in insanın aslında kendi içsel çağrışımlarının ve dışsal tesirlerin oyuncağı olduğu yönündeki sarsıcı tespitinden yola çıkarsak, modern çağın en büyük yanılgısı insanın kendini halihazırda tam anlamıyla hür sanmasıdır. Maurice Nicoll‘un ezoterik psikoloji yorumlarında altı … Devamını oku
Sabah uyanıyoruz. Yüzümüzü yıkıyor, aynaya bakıyor ve gördüğümüz sureti “kendimiz” sanıyoruz. Oysa kadim öğretiler ve ruhsal tebliğler, yüzümüze çarpan soğuk su gibi irkiltici bir gerçeği fısıldıyor: Bizler aslında uyanık değiliz; derin, hipnotik bir uykunun içindeyiz. Gurdjieff’in o sarsıcı tespitiyle söylersek; milyonlarca uyuyan insan, milyonlarca uyuyan insanı yönetiyor, kitaplar yazıyor, birbirini yargılıyor ve hatta birbirini öldürüyor. … Devamını oku
Önceki yazımızda, içimizdeki “At, Araba ve Sürücü“nün (Duygu, Beden ve Akıl) nasıl birbirinden kopuk yaşadığını ve bu yüzden hayatımızın bir “kaza”lar silsilesine dönüştüğünü incelemiştik. Ancak bu tabloyu tamamlayan çok daha kritik bir soru var: Biz kimiz? Kadim ezoterik öğretilere ve Gurdjieff sistemine göre, ‘İnsan’ kelimesi tek bir varlığı tanımlamaz. Bu öğretide insanlık, gelişim seviyelerine göre … Devamını oku
İnsan, tek bir “ben”den ibaret yekpare bir varlık mıdır? Yoksa içinde birbirini tanımayan, farklı dilleri konuşan ve sürekli yetki kavgası veren bir “kalabalık” mı barındırır? G.I. Gurdjieff ve P.D. Ouspensky’nin “Dördüncü Yol” öğretisi, insanın trajedisini işte bu içsel bölünmüşlükle açıklar. Bu bölünmüşlüğü anlamak için kullanılan meşhur “At, Araba, Sürücü ve Efendi” metaforu, aslında kendini bilmek … Devamını oku
İnsanlık tarihi boyunca filozoflar ve mistikler, ruhsal özgürlük arayışında ‘İnsan nasıl gerçekten hür olur?’ sorusuna yanıt aramışlardır. Bu yazıda, felsefi bakış açısı ile ruhsal öğretilerin sunduğu özgürlük tanımı arasındaki farkları inceleyeceğiz. Platon bu anahtarı “öğrenmekte”, Aristo “düşünmekte”, Sartre “eylemde”, Camus ise “başkaldırıda” bulmuştur. Farabi ve İbn Rüşt gibi İslam filozofları ise rotayı “kalbe” ve “vicdana” … Devamını oku
Evrensel Yasalar Işığında İrade ve Tekâmül Yolculuğu Yedi kere düş, sekiz kere kalk” sözü, Japon kültüründen gelen bir dayanıklılık ilkesi olsa da, ezoterik ve spiritüel öğretilerin derinliğinde bu prensip, basit bir inattan öte “varlığın zorunlu bir tekâmül yolculuğu” olarak karşımıza çıkar. Dünya hayatı; ruhsal varlığın kendini tanıması ve geliştirmesi için tasarlanmış bir okul ve bir … Devamını oku