Sen Gökyüzüsün, Diğer Her Şey Sadece Hava Durumu

Sevgili Beyhan Budağın bir paylaşımı sonrası bu yazının derlenmesi mümkün olmuştur. Paylaşımında Pema Chödrön’ün “Sen gökyüzüsün, diğer her şey sadece hava durumudur” sözüne vurgu yapmaktadır — bu söz, insanın kendini bilmek ve kendi içsel gerçeğine uyanışı yolunda atılmış en zarif ve derin adımlardan birini özetler.

W. Y. Evans-Wentz’in yayına hazırladığı Tibet’in Ölüler Kitabı adlı eserde de belirtildiği gibi, zihnin en saf, lekesiz ve ilksel hâli, çevresi veya merkezi olmayan, şeffaf ve bulutsuz bir gökyüzüne benzer. Bu muazzam benzetme, varlığımızın geçici ve kalıcı yönlerini birbirinden ayırmamız için bize eşsiz bir rehberlik sunmaktadır.

Gökyüzü; sonsuz, değişmez, dingin ve her şeyi kapsayan hakiki özümüzü temsil ederken; hava durumu ise gelip geçici olan duygularımızı, düşüncelerimizi, dünyevi dertlerimizi ve fiziksel yaşamın getirdiği fırtınaları simgeler.

Kadim öğretilerin, psikolojik incelemelerin ve spiritüel çalışmaların rehberliğinde bu derin hakikati incelediğimizde, asıl kimliğimize kavuşmanın muazzam serüveniyle karşılaşırız. İnsanın kendine yürüyüşü, belki de en uzun ama en anlamlı yolculuktur.

Kendini Bilmek: Gökyüzü Olarak Hakiki Özümüz

Ruhsal öğretilerin tümü, insanın dış görünüşten ibaret olmadığını, asıl gerçeğin içeride yatan o sonsuz “gökyüzü” olduğunu vurgular. Jale Gizer Gürsoy’un çevirisiyle dilimize kazandırılan Silver Birch – Öte Alemden Gelen Hikmet adlı kitapta bu durum çok net ifade edilir; gerçek benliğimiz dış yüzey veya kabuk değil, içimizdeki çekirdek, tohum, ruh ve ilahi pırıltıdır. Fiziksel bedenimiz dağılıp doğaya döndükten sonra bile varlığını sürdürecek olan, kendimizi ifade edeceğimiz bu ölümsüz parça, gökyüzünün ta kendisidir.

Maurice Nicoll’ün derlediği Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar serisinde anlatıldığı üzere, insanın zaman içinde çevresinden edindiği “Kişilik” sahte ve geçicidir; asıl değişmez ve kalıcı yanımız ise bizimle birlikte doğan “Öz”ümüzdür. Gökyüzü, işte tam olarak bu Öz’dür. Tasavvufi bakış açısıyla Erkan Alagöz’ün incelediği Muhammed Nûru’l-Arabî’nin el-Envâru’l-Muhammediyye fî Şerhi Risâleti’l-Vücûd çalışmasında da Hak Teâlâ’nın varlığının (vücudunun) asıl ve mutlak olduğu, insanın ise bu yüce hakikati idrak edebilecek bir ayna vazifesi gördüğü belirtilir. Edgar Cayce’nin İnsanın Kaderi adlı eserine dayanan okumalarında da ifade edildiği gibi, ruh kendini yaratanın ruhunu tanır ve hayat, İlk Sebep’in, yani Tanrı’nın bir tezahürüdür. Değişmez olan ruhtur, değişen sadece tezahürün şekli, yani hava durumudur.

Hava Durumu: Düalite, Geçici Duygular ve “Ben”ler

Eğer bizler böylesine muazzam bir gökyüzüysek, neden fırtınaların ortasında savruluruz? Evrenin yapısı gereği her şey zıddıyla birlikte var olur. Üstad Dr. Bedri Ruhselman’ın derlenmesinde vazifesini üstlendiği İlahi Nizam ve Kainat ve Mukadderat ve İcabat adlı yüce bilgi külliyatlarında açıklandığı üzere, kâinatta her hareket ve tekâmül, zıtlıkların yarattığı değer farklarından ve ilahi irade kanunlarından doğar. İşte hava durumunu oluşturan rüzgârlar, fırtınalar ve ısı değişimleri bu kutupluluktan ileri gelir.

İnsan, bu kargaşanın içinde geçici hallerle kendini bir tutma, yani “özdeşleşme” yanılgısına düşer. P. D. Ouspensky’nin İnsanın Gerçeği “Kendini Bilmek” adlı kitabında detaylandırdığı gibi, insan kendini tek bir değişmez iradeye sahip sanır; oysa içinde dış etkenlere göre sürekli değişen, birbirini tanımayan bir “benler” kalabalığı mevcuttur. Dışarıdan gelen rastgele bir etki (bir hava olayı) öfkeli bir “ben”i öne çıkarır, başka bir olay mutlu veya korkak bir “ben”i yüzeye taşır. Oysa bunlar bizim hakiki varlığımız değil, sadece makine gibi işleyen sahte kişiliğimizin geçici reaksiyonlarıdır. Bu gelip geçici duygulara “Ben öfkeliyim”, “Ben üzgünüm” dediğimiz an, gökyüzü olduğumuzu unutup bir bulutun veya fırtınanın içinde tamamen kayboluruz.

Fırtınaların ve Kara Bulutların Gerçek Amacı

Gökyüzündeki hiçbir fırtına nedensiz kopmaz. Üstad Ergün Arıkdal’ın Tekâmül ve Kendini Bilmek eserlerinde anlattığı gibi, yeryüzüne inişimiz, içine düştüğümüz olaylar ve yaşadığımız zorluklar tesadüf değildir; bunlar ruhsal ihtiyaçlarımızdan ötürü, kendimizi tanımak ve geliştirmek için bizzat katıldığımız evrensel bir okulun gelişim programıdır. Hayatımızdaki kederler ve fırtınalar, bu ilahi okulun zorlu dersleridir.

Dolores Cannon’un Ölümün Ötesi kitabında derlediği ruhsal vizyonlar ve celse kayıtları, yaşamın bu zorluklarının ruhu korkudan arındırmak ve güçlendirmek için bilerek seçildiğini; insanın dünyada çeşitli sınavlardan geçerek gerçekte ne olduğunu hatırlaması gerektiğini, reenkarnasyonun sürekli bir işkence değil, uyanış aracı olduğunu vurgular. Aynı şekilde Üstad Dr. Bedri Ruhselman’ın Mukadderat ve İcabat adlı eserinde “ızdırapların uyanmasına vesile olacak olan vicdanımızın sesini” duyabilmek için, karanlık ve keder gibi dünya imkânlarının kaçınılmaz olduğu ifade edilir.

Kısacası, hayatımızdaki hastalıklar, acılar ve zorluklar; bizim asıl varlığımızı, yani fırtınalardan ve kara bulutlardan asla etkilenmeyen devasa bir “Gökyüzü” olduğumuz gerçeğini keşfetmemiz için birer katalizördür.

Hava Durumuyla Özdeşleşmekten Kurtulmak: Gözlemleyen Ben

Peki, gökyüzü olduğumuzu nasıl deneyimleyeceğiz?

Bunun yolu, insanın kendi içine dönmesi ve kendini bilmek için kendini gözlemlemesinden geçer. Maurice Nicoll’ün Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar adlı eserinde sıkça vurgulandığı üzere, insanın uyanabilmesi için kendi içindeki kalabalığı ve olaylara verdiği mekanik tepkileri dışarıdan bir izleyici gibi “gözlemlemesi”, dışsal dikkatten içsel dikkate geçmesi gerekir. Kıskançlık veya öfke gibi bir “kara bulut” geldiğinde, onun içine girmek yerine “Şu an içimden bir öfke geçiyor ama bu ben değilim” diyebilen insan, “Gözlemleyen Ben”i (Şuur’u) uyandırmış olur ve özdeşleşmekten kurtulur.

Üstad Dr. Bedri Ruhselman, Mukadderat ve İcabat eserinde, olaylar karşısında şuursuzca kapılmak yerine vicdan ve ilahi irade yasalarına uygun hareket edebilmek için “nefis murakabesi”nin (kendini denetlemenin) zorunluluğuna dikkat çeker.

Kendi iç gerçekliğinden uzaklaşıp tamamen dış dünyanın kaprislerine ve hava durumlarına sürüklenen bir insan, hayatı boyunca sahte değerlerin esiri olarak yaşar. Oysa kendini bilmek yolunda şuurlandığında, o fırtınanın yıkıcı gücü yok olur ve insan sonsuz bir gökyüzü hâline gelir.

Huzur Dışarıdan Değil, İçeriden Gelir

Birçok insan, dışarıdaki hava durumunu, yani başkalarını veya olayları değiştirmeye çalışarak kalıcı mutluluğa ulaşacağını sanır.

Silver Birch – Öte Alemden Gelen Hikmet isimli öte alemden alınan tebliğ bilgilerinde çok net bir şekilde uyarıldığı gibi, “Huzur size dışınızdan değil, içinizden gelir… Maddi olayları spiritüel prensiplere eşit tutmayınız. Ruh efendidir, madde ise hizmetkâr. Bırakın, ruh efendiliğini göstersin”.

İnsan, dünyadaki fırtınalara isyan ederek değil, kendi iç zenginliğini inşa ederek asıl sükuneti bulabilir. Kendini bilmek, dışarıdaki koşullardan bağımsız olarak iç huzura ulaşmanın anahtarıdır.

Carl Gustav Jung’un çalışmalarını içeren Arketipler ve Kolektif Bilinçdışı ile C. A. Meier’in kaleme aldığı Jung: Arketipler, Rüyalar ve Din kitaplarında da görüleceği üzere, hakiki aydınlanma ve ruhun şifası, insanın bilinçdışı okyanusuna cesaretle inmesi ve kendi içindeki ışığı keşfetmesiyle mümkündür. Zihnimizin derinliklerindeki arketipler ve evrensel semboller, bizi maddi sınırların ötesindeki ebedi varlığımıza bağlar; bizler fırtınadan ibaret değil, bütün bir iklimi barındıran büyük bir gökyüzüyüz.

Sonsuz Mavilikte Yaşamak

Gündelik yaşamın dertlerinde, kaygılarında ve fırtınalarında boğulduğunuzu hissettiğinizde durun ve fırtınanın sadece geçici bir hava olayı olduğunu kendinize hatırlatın. Siz, bütün bu deneyimleri kucaklayan, onların gelip geçişine şahitlik eden sonsuz gökyüzüsünüz.

Üstad Ergün Arıkdal’ın Pozitif Yaşam kitabında bahsettiği gibi, gerçek anlamda pozitif yaşamak, hayatın ıstırap veren hallerinin ve dünyasal hedeflerimizin aslında bizi asıl gayemize taşıyan birer “hedef aracı” olduğunu idrak etmekle başlar.

Bulutların ardındaki o sarsılmaz maviliği bir kez fark ettiğinizde, fırtınalar artık sizi korkutamaz.

Rüzgâr eser, yağmur yağar, kış gelir; ama gökyüzü asla lekelenmez, eksilmez ve daima oradadır. Her sabah uyandığınızda zamanın ve mekânın ötesinde; korkutulamaz, değiştirilemez ve sarsılamaz o büyük gökyüzünün ta kendisi olduğunuzu unutmayın.

Kendini bilmek yolculuğunda zihnin karelerine ve değişime direncimize de dikkatli bakabilmek, bu sonsuz gökyüzünü keşfetmenin önemli bir adımıdır.

Kaynakça:

  • Alagöz, Erkan. Muhammed Nûru’l-Arabî’nin el-Envâru’l-Muhammediyye fî Şerhi Risâleti’l-Vücûd Adlı Eserindeki Tasavvufî Görüşleri (Yüksek Lisans Tezi). Akdeniz Üniversitesi, Antalya, 2018.
  • Arıkdal, Ergün. Kendini Bilmek, Enstitü Yayınları, İstanbul.
  • Arıkdal, Ergün. Pozitif Yaşam, Enstitü Yayınları, İstanbul.
  • Arıkdal, Ergün. Tekâmül, Enstitü Yayınları, İstanbul.
  • Cannon, Dolores. Ölümün Ötesi. Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
  • Cayce, Edgar. İnsanın Kaderi / Rüyaların Dili.
  • Evans-Wentz, W. Y. (Haz.). Tibet’in Ölüler Kitabı. Summum, 2010.
  • Jung, Carl Gustav. Arketipler ve Kolektif Bilinçdışı. Çev. Canberk Şeref, Pinhan Yayıncılık, İstanbul.
  • Meier, Carl Alfred. Jung: Arketipler, Rüyalar ve Din. Çev. Süha Zaimoğlu, Lejand Kitap, İstanbul, 2022.
  • Nicoll, Maurice. Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar (Cilt 1-2-3-4). Çev. Neslihan Parlak Kosova, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
  • Ouspensky, P. D. İnsanın Gerçeği “Kendini Bilmek”. Çev. Ali Belbez, Erol Konyalıoğlu, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
  • Ruhselman, Bedri. İlahi Nizam ve Kainat. MTİAD1950 Yayınevi, İstanbul, 2013.
  • Ruhselman, Bedri. Mukadderat ve İcabat. Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
  • Silver Birch (Medyum: Hannen Swaffer). Silver Birch – Öte Alemden Gelen Hikmet. Çev. Jale Gizer Gürsoy, Sıralar Matbaası, 1982.

Bu Yaziyi Okurken Dinleyin

Gamma Consciousness — 40 Hz Peak Awareness

Kendini bilmek, gokyuzunu fark etmek — gamma bilinc genislemesi — bilincin en yuksek haline ulasma muzigi.

Sonat Mundi’de Dinle →

Sonat Mundi — United Colours of Sound | Meditasyon & bilinc muzikleri