İçimizdeki Kopuk İletişim: At Araba Sürücü ve Efendi Anatomisi

İnsan, tek bir “ben”den ibaret yekpare bir varlık mıdır? Yoksa içinde birbirini tanımayan, farklı dilleri konuşan ve sürekli yetki kavgası veren bir “kalabalık” mı barındırır? G.I. Gurdjieff ve P.D. Ouspensky’nin “Dördüncü Yol” öğretisi, insanın trajedisini işte bu içsel bölünmüşlükle açıklar. Bu bölünmüşlüğü anlamak için kullanılan meşhur “At, Araba, Sürücü ve Efendi” metaforu, aslında kendini bilmek öğretilerinden birisi olan **”Merkezler Teorisi”**nin (Akıl, Duygu, Hareket ve İçgüdü Merkezi) somutlaşmış halidir.

Gelin, bu metaforu “merkezler”in teknik işleyişi ve aralarındaki kopukluklar üzerinden yeniden okuyalım. Çünkü kaynaklara göre, bu parçalar arasındaki iletişim bozukluğu çözülmeden, insanın “kendi efendisi” olması imkansızdır.

Sürücü: Akıl Merkezi

Metaforda Sürücü, bizim Akıl Merkezimizi (Zihin) temsil eder. Görevi, yolu bilmek, karar vermek ve atı yönetmektir. Ancak kaynaklarımıza göre sürücünün dramatik bir sorunu vardır: O, genellikle “meyhane”dedir. Meyhane, hayaller, kelimeler, teoriler ve “biçimlendirici aygıt”ın (formatory apparatus) mekanik işleyişidir.

Ouspensky’e göre Akıl Merkezi, diğer merkezlere kıyasla en yavaş çalışandır. Sürücü (akıl), kelimelerle ve mantıkla düşünür. “Sağa dönmeliyim” der. Ancak bu komutu vereceği “At” (Duygular), kelimelerden anlamaz. Sürücünün en büyük yanılgısı, zihninde aldığı bir kararın (örneğin “artık öfkelenmeyeceğim”) at tarafından hemen anlaşılacağını sanmasıdır. Oysa zihin ve duygu arasında ortak bir dil yoktur. Sürücü, atın dilini (imajinasyon ve his) öğrenmek yerine, sürekli kendi dilinde (kelimelerle) bağırıp duran, ancak arabayı yerinden oynatamayan çaresiz bir entelektüeldir.

At: Duygu Merkezi

At, bizim Duygu Merkezimizdir. Arabayı çeken asıl enerji kaynağıdır. Gurdjieff ve Ouspensky, Duygu Merkezinin, Akıl Merkezinden (Sürücüden) tam 30.000 kat daha hızlı çalışabildiğini belirtir. Bu muazzam hız farkı, neden kriz anlarında aklımızın durduğunu ve duygularımızın kontrolü ele aldığını açıklar. Sürücü (akıl) henüz “ne yapmalıyım?” diye düşünürken, At (duygu) çoktan ürkmüş ve arabayı şarampole sürüklemiştir.

Duygu Merkezi, mantıkla değil, semboller, resimler ve izlenimlerle çalışır. Maurice Nicoll’ün belirttiği gibi, Atı yönetmek isteyen bir Sürücü, ona “dur” demekle yetinemez; durmanın görsel imgesini yaratmak ve bunu bir arzuya dönüştürmek zorundadır. Ancak bizim atımız (duygularımız) genellikle eğitimsizdir; negatif duygularla, korkularla ve çocukluktan kalma şartlanmalarla doludur. Sürücü ile At arasındaki “dizginler” (bağlantı) kopuktur; bu yüzden insan, mantıken doğru bildiği şeyi duygusal olarak yapamaz.

Araba: Hareket ve İçgüdü Merkezi

Araba, fiziksel bedenimizdir; yani Hareket Merkezi ve İçgüdüsel Merkezdir.

  • Hareket Merkezi: Dışsal hareketleri, yürümeyi, yazmayı, öğrenilmiş motor becerileri yönetir.
  • İçgüdüsel Merkez: Kalp atışı, sindirim, hormonlar gibi bedenin içsel ve hayati işlevlerini yönetir.

Kaynaklara göre Araba (Beden), Sürücüden (Zihinden) bağımsız, kendine ait bir zekaya (“kurnazlığa”) sahiptir. Araba, konforu sever, değişimi sevmez ve alışkanlıklarla çalışır. Sürücü (Zihin) bir yere gitmek istese bile, eğer Araba (Hareket Merkezi) paslanmışsa veya At (Duygular) ile Araba arasındaki bağlantı (oklar/şaftlar) zayıfsa, hareket gerçekleşmez.

Gurdjieff, merkezlerin birbirinin işine karışmasının büyük bir enerji kaybı olduğunu söyler. Örneğin, sadece Hareket Merkezinin (Arabanın) yapması gereken basit bir fiziksel işi, Akıl Merkezi (Sürücü) yapmaya kalkarsa (örneğin yürürken her adımı düşünmeye çalışmak), hareket hantallaşır ve enerji tükenir. Araba, kendi işini kendi yapmalıdır, Sürücü sadece yolu göstermelidir.

Efendi: “Gerçek Ben” Nerede?

Normal şartlarda bu “takım”ın sahibi olan Efendi (Master), yani Gerçek Ben (Real I) veya İrade, ortada yoktur. İnsan uykudadır. Efendinin yerine geçen geçici “ben”ler (küçük ‘i’ler) sürekli Sürücü koltuğuna oturup birbirine zıt emirler verirler. (Also read: 7 Insan Kategorisi)

Ancak kaynaklar, insanda uyuyan iki üstün merkezin daha varlığından söz eder: Yüksek Duygusal Merkez ve Yüksek Entelektüel Merkez.

  • Bu merkezler bizde doğuştan vardır ve tam kapasiteyle çalışmaktadır.
  • Sorun, bizim “Sürücü, At ve Araba”mızın (alt merkezlerimizin) bu yüksek voltajı iletecek kadar temiz ve düzenli olmamasıdır. Efendinin (Yüksek Merkezlerin) sesini duyamayız, çünkü alt merkezler gürültücüdür ve birbirleriyle kavga halindedir.

Sentez: Bağlantıları Onarmak

Bu tablo ışığında “insanın gelişimi” ne anlama gelir?

1. Sürücünün Uyanması (Entelektüel Başlangıç): İlk adım, zihnin (Sürücünün) durumu fark etmesidir. Sürücü, meyhaneden (hayal dünyasından) çıkmalı, Atın ve Arabanın perişan halini görmelidir. Gurdjieff’e göre çalışma “Akıl Merkezi”nden başlar.

2. Dizginlerin Onarılması (Duygu ve Zihin Bağlantısı): Sürücü, At ile iletişim kurmayı öğrenmelidir. Bu, “Dikkat” ve “Kendini Hatırlama” çalışmasıdır. Dikkat, Sürücünün elindeki dizgindir.

3. Denge : Amaç, tek bir merkezin baskın olduğu (sadece akılcı, sadece duygusal veya sadece hareketli) bir insan olmak değil, “Dengeli İnsan” olmaktır. Dengeli insan, Sürücüsü uyanık, Atı itaatkar ve Arabası bakımlı olan insandır.

Gelecek Yazı: Kaputu Açmak ve Merkezlerin Savaşı

Bu yazıda, At Araba Sürücü ve Efendi metaforu üzerinden içimizdeki kopukluğun resmini çektik. Ancak kaputu açıp motorun içine daha yakından bakmamız gerekiyor.

Sürücü (Akıl), At (Duygu) ve Araba (Hareket) arasındaki o hassas enerji dengesi nasıl kurulur? Neden sürekli birbirlerinin işine karışırlar? Serinin devamı niteliğindeki bir sonraki yazımızda, “Merkezlerin Dili, Uyumsuzluğu ve 7 İnsan Kategorisi” konusunu masaya yatıracağız.

Sonuç: At Araba Sürücü ve Efendi Bütünlüğü

Sonuç olarak; içimizdeki çatışma, aklımızın (Sürücü) başka, kalbimizin (At) başka, bedenimizin (Araba) başka telden çalmasından ibarettir.

Özgürlük, bu üç ayrı “zihin” arasında doğru hiyerarşiyi kurmak ve Efendi’nin (Ruhun/Vicdanın) arabaya binmesine layık bir düzen yaratmaktır.

Gurdjieff’in dediği gibi: “Sürücü duymalı, At hissetmeli, Araba gitmelidir”.

Bu analizdeki “Merkezler”, “Hız Farkları” ve “Yüksek Merkezler” kavramları; G.I. Gurdjieff, P.D. Ouspensky ve Maurice Nicoll’ün eserlerinden (İnsanın Gerçeği: Kendini Bilmek, Psikolojik Yorumlar) derlenmiştir. Ayrıca bu bilgiler de Ergün Arıkdal Ruhsal Araştırmalar Enstitüsü 2.Sınıf Kendini Bilmek Ders müfredat konuları arasındadır.

Bu Yaziyi Okurken Dinleyin

Gamma Consciousness — 40 Hz Peak Awareness

At-araba-surucu-efendi butunlesmesi — gamma integration — ic butunlesme ve zihinsel berraklik muzigi.

Sonat Mundi’de Dinle →

Sonat Mundi — United Colours of Sound | Meditasyon & bilinc muzikleri