Kader kavramı, insanlık tarihi boyunca en çok tartışılan, merak edilen ve çoğu zaman yanlış anlaşılan konuların başında gelmektedir. Birçok insan kaderi, doğuştan alnımıza yazılmış, değiştiremeyeceğimiz, bizi çaresiz bırakan katı bir senaryo olarak düşünür. Ancak farklı spiritüel, felsefi ve tasavvufi kaynakların derinliklerine inildiğinde; kaderin kör bir alın yazısı değil, insanın kendi özgür iradesiyle şekillendirdiği, ilahi adaletle işleyen muazzam bir gelişim ve tekâmül sistemi olduğu görülmektedir. Bu yazıda, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı evrensel hakikati anlatan değerli kaynakların ışığında, kader ve özgür irade arasındaki derin bağı herkesin anlayabileceği, yalın bir dille inceleyeceğiz.
Fatalizm (Kadercilik) Yanılgısı ve Determinizm (İlliyet) Gerçeği
Kader konusunu doğru anlayabilmek için öncelikle yanlış bilinen “Kadercilik” (Fatalizm/Cebriye) kavramını bir kenara bırakmamız gerekir. Üstad Dr. Bedri Ruhselman’ın Mukadderat ve İcabat isimli eserinde belirttiği üzere, fatalizm; dünyadaki her olayın ezelde değişmez bir hükümle tayin edildiğini ve insanın kendi iradesiyle bunu değiştirmesine imkân olmadığını savunan, insanı iradesiz bir robota indirgeyen yanlış bir anlayıştır. Üstad Dr. Bedri Ruhselman’a göre, eğer bu mutlak kadercilik doğru olsaydı, insanın çaba göstermesinin, iyi ya da kötü seçimler yapmasının hiçbir anlamı kalmazdı ve insanın yaptıklarından sorumlu tutulması ilahi adaletle bağdaşmazdı.
Bunun yerine evrende işleyen gerçek sistem, Determinizm yani İlliyet (Neden-Sonuç) Prensibidir. Yine Üstad Dr. Bedri Ruhselman’ın Ruh ve Kâinat ile Mukadderat ve İcabat kitaplarında detaylıca açıkladığı gibi, kâinatta hâkim olan bu yasa, her hareketin kendinden önceki bir sebebin sonucu, kendinden sonraki bir olayın ise sebebi olmasıdır.
Yani dünyada karşılaştığımız hiçbir olay, en ufak bir tesadüf eseri değildir. Üstad Dr. Bedri Ruhselman’ın ifadeleriyle, bizim kader veya mukadderat dediğimiz şey, aslında kendi istek, irade ve çabalarımızla ektiğimiz tohumların, bu şaşmaz ilahi kanunlar çerçevesinde yeşerip önümüze bir sonuç olarak çıkmasıdır. Kısacası kader ve özgür irade meselesi tam da burada netleşir: kaderimizi görünmez bir el değil, bizzat kendi fiillerimiz ve niyetlerimiz belirler.
Tekâmül (Ruhsal Gelişim) İçin Dünya Okulu
Peki, kaderimizi kendimiz belirliyorsak, neden bazen çok zorlu ve acı verici hayatlar yaşıyoruz? Bu sorunun cevabı, insanın yeryüzündeki varoluş amacı olan “Tekâmül”de, yani ruhsal olgunlaşmada gizlidir. Üstad Ergün Arıkdal’ın Tekâmül adlı eserinde çok güzel bir şekilde özetlediği gibi, dünya hayatı ruh varlığının tekâmülüne hizmet eden muazzam bir araçtır; bizler buraya maddi doyum için değil, tecrübe kazanarak ruhsal kapasitemizi genişletmek için defalarca geliriz. Üstad Ergün Arıkdal’a göre tek bir dünya hayatı ruhun sonsuz ihtiyaçlarına cevap veremez; bu nedenle reenkarnasyon (tekrar doğuş), determinizm yasası içinde birbirine bağlı hayat şartlarını tecrübe etmemiz için bir zorunluluktur.
Michael Newton’un Ruhların Kaderi isimli kitabında da bu gerçeğe işaret edildiği üzere, aslında bizler kurban değiliz; dünyaya gelmeden önce, hangi bedende doğacağımızı, hangi zorluklarla karşılaşacağımızı bizzat biz, kendi özgür irademizle ve rehberlerimizin yardımıyla seçeriz. Newton’un eserinde belirttiği gibi, yaşamımızdaki zorlu mücadelelerin çoğunu önceden biliyor ve bunları kendi spiritüel gelişimimiz için sağlam gerekçelerle talep ediyorduk. Bu dünyadaki acılar, kader ve özgür irade dengesinin bir parçası olarak ruhumuzu olgunlaştıran birer eğitim materyalidir.
Karma: Ceza Değil, Şefkatli Bir Öğretmen
İnsanın kendi ektiğini biçmesi kuralına Doğu felsefesinde “Karma” adı verilir. Çoğu zaman karma, yukarıdan verilen ilahi bir ceza gibi algılanır. Ancak kader ve özgür irade ilişkisini anlamak için karmayı doğru kavramak şart: Edgar Cayce’nin İnsanın Kaderi adlı kitabında belirttiği üzere, Karma kesinlikle fatalist (kaderci) ve cezalandırıcı bir tavır değildir; o, adaleti garanti eden, ruhsal tekâmülü sağlayan şefkatli ve manevi bir eğitim sistemidir. Cayce’nin vurguladığı gibi, “Her kim ki kılıçla öldürmektedir, kendisi de kılıçla öldürülecektir” kuralı, insanın geçmiş yaşamlarında başkalarına yaşattığı acıların ne demek olduğunu kendi içinde hissederek öğrenmesi içindir.
Aynı şekilde rehber varlık Silver Birch’ün Işığın ve Karanlığın Melekleri ve Öte Alemden Gelen Hikmet isimli tebliğlerinde dile getirdiği üzere, sebep-sonuç yasası evrende şaşmaz bir şekilde işler ve bizler bilerek veya bilmeyerek başkasına verdiğimiz bir zararı, er ya da geç dengelemek zorundayız. Bu rehber varlıklara göre, bu yasanın amacı insana kin gütmek değil; insana dikkatli, titiz, merhametli olmayı ve adeta Tanrısal bir sevgiye ulaşmayı öğretmektir. Geçmişte yarattığımız borçları öderken çektiğimiz sıkıntılar, ruhumuzun prangalarından kurtulması için birer fırsattır.

Kaza Kanunu ve Kader Kanunu: Uyuyan İnsan ile Uyanan İnsan
Kader ve özgür irade konusunda en ufuk açıcı yaklaşımlardan bir diğeri, insanın kendi içsel uyanıklık durumuna göre farklı kozmik yasalara tabi olmasıdır. P. D.
Ouspensky’nin Kendini Bilmek kitabında ve Maurice Nicoll’ün Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar isimli eserlerinde çok net bir şekilde açıklandığı üzere, dünya üzerindeki sıradan, uyuyan ve mekanik bir şekilde yaşayan insanın aslında gerçek bir kaderi yoktur; o, Kaza Kanununa tabidir. Kaza kanunu, kişinin kendi özünden ve gerçek amacından kopuk bir şekilde, dışarıdan gelen rastgele tesirlerle, başkalarını taklit ederek ve sahte bir kişilikle — yani ego ile — yaşaması demektir. Nicoll’ün belirttiği gibi, sahte kişiliğiyle yaşayan bir insan rüzgârda savrulan bir yaprak gibidir; başına her an kendi kontrolü dışında rastgele bir kaza, bir felaket gelebilir.
Ancak insan uyanmaya başladığında, Maurice Nicoll’ün eserlerinde anlattığı gibi, sahte maskelerinden sıyrılıp içindeki gerçek potansiyeli, yani Öz’ünü keşfettiğinde işler değişir. Kişi dışsal olaylara mekanik tepkiler vermeyi bırakıp şuurlandıkça Kaza Kanunu’ndan çıkar ve Kader Kanununa tabi olmaya başlar. Kader, bu bağlamda korkulacak bir şey değil, aksine bizi asıl varoluş amacımıza götüren, içsel ve koruyucu bir yasadır. Ouspensky’nin Kendini Bilmek kitabında belirttiği üzere, insan ancak kendi Öz’üne döndüğünde ve iradesini kazandığında kendi kaderini ve geleceğini inşa etme gücüne sahip olur. Uyuyan insan tesadüflerin kurbanıyken, uyanan insan kader ve özgür irade bilincini kazanarak kendi hakiki yazgısının efendisi olur.
Tasavvufi Bakış: İlim Maluma Tabidir
Kaderin bu içsel boyutunu, İslam tasavvufunun zirve isimlerinden Muhyiddin İbn Arabi’nin eserlerinde de muazzam bir paralellikte görürüz. İbn Arabi’nin Fusus’ul Hikem, Lübb’ül Lübb (Özün Özü) ve Tefsir-i Kebir kitaplarında anlattığı varlık ve kader anlayışına göre, Allah hiçbir varlığa keyfi bir kader yazmamıştır. İbn Arabi’nin Fusus’ul Hikem adlı eserinde açıkladığı en büyük sırlardan biri “İlim maluma tabidir” kuralıdır. Bu şu anlama gelir: Allah, bir varlığın kaderini, o varlığın ezelde “A’yan-ı Sabite”sinde (ilahi ilimdeki değişmez hakikatinde) ne gibi bir potansiyel ve talep barındırdığına bakarak bilir ve ona göre tecelli eder.
Muhyiddin İbn Arabi, Fusus’ul Hikem’de insanın başına gelen her şeyin, aslında kendi özünden ve hallerinden kaynaklandığını, dolayısıyla kula iyiliği de kötülüğü de kendi nefsinden başkasının vermediğini belirtir. Yaratıcı (Hak), kulun istidadı ve kendi öz talebi ne ise, ona o yönde varlık sahasına çıkma imkânı verir. Bu yüzden başımıza gelen bir musibeti dışarıda bir suçlu arayarak değil, kendi içimize dönerek, kendi gelişim ihtiyacımız olarak değerlendirmeliyiz. Kader ve özgür irade, bu ilahi aynada anlam kazanır. Kâinat, kader ve özgür irade gerçeğinin her varlığın kendi öz hakikatini tecrübe ettiği devasa bir ilahi aynadır.
Kader ve Özgür İrade: Geleceği Değiştirme Gücü
Peki, tüm bu anlatılanların ışığında, “Geçmişten gelen karmamız ve doğum öncesi yaptığımız planlarımız varken, bizler şu anki yaşamımızda çaresiz kuklalar mıyız?” sorusu akla gelebilir. Üstad Ergün Arıkdal’ın Kendini Bilmek ve Tekâmül serisi kitaplarında ve Silver Birch isimli rehber varlığın Öte Alemden Gelen Hikmet isimli teblğ bilgilerinde verilen cevap çok nettir: Kesinlikle hayır! İnsan, her an özgür iradeye sahiptir.
Silver Birch’ün, Öte Alemden Gelen Hikmet ve Sevgide Ayrılık Yoktur isimli tebliğlerinde altını çizdiği gibi, evet, hür irademiz sonsuz ve sınırsız değildir; o, evrensel yasalar ve geçmişten getirdiğimiz karmik yüklerle belli bir çerçeveye oturtulmuştur. Karşılaşacağımız bazı olaylar ve zorluklar, daha önceki eylemlerimizin sonucu olarak kesinleşmiş (mukadder) olabilir. Ancak, hür irade, karşımıza çıkan bu koşullara nasıl tepki vereceğimizde yatar. Aynı zorluk karşısında isyan edip öfkelenerek karmamızı daha da ağırlaştırabiliriz ya da o zorluğu sevgi, sabır ve anlayışla karşılayarak o sınavı başarıyla geçebiliriz.
Sadıklar Planı Tebliğlerinde de belirtildiği üzere, insanın iradesini doğru yönde kullanması, yani vicdanının sesini dinlemesi, kendi liyakatini artırır ve onu yeni, daha aydınlık bir tekâmül aşamasına taşır. Edgar Cayce’nin İnsanın Kaderi adlı kitabında çok güzel özetlediği gibi, irade, ruhun daha önceki faaliyetleri tarafından meydana getirilmiş şemayı ve kaderi değiştirebilme kudretine sahip olan yegâne yönetici unsurdur. Bizler, bu halimizle kafese kapatılmış bir aslan gibi belli sınırlara sahip olsak da, o kafesin içinde nasıl davranacağımız tamamen bizim elimizdedir. Seçimlerimize, düşüncelerimize sevgi ve merhameti kattığımızda, gelecekteki kader çizgimizi güzelleştirme gücüne sahibiz.
Sonuç: Kendi Kaderimizin Mimarlarıyız
Toparlamak gerekirse, tüm bu derin bilgelik kaynaklarının ortak mesajı şudur: Kader, başkası tarafından yazılmış ve bize zorla oynatılan trajik bir tiyatro oyunu değildir. Üstad Dr. Bedri Ruhselman, Üstad Ergün Arıkdal, Gurdjieff, Ouspensky, İbn Arabi, Edgar Cayce gibi değerli isimlerin eserlerinde birleştiği ortak nokta; kader ve özgür irade, kozmik yasaların şaşmaz adaleti ile bizim geçmişten bugüne kendi hür irademizle yaptığımız seçimlerin muazzam bir sentezidir.
Hayatımızdaki hiçbir acı boşuna, hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hepsi, içimizdeki Öz’ü uyandırmak, ego ve sahte kişiliklerimizin prangalarından kurtulmak ve evrensel sevgiye ulaşmak için karşımıza çıkan eğitim fırsatlarıdır. Kaderimizden kaçamayız, ancak onu anlayarak ve hayatın her anında vicdanımızı, aklımızı ve sevgiyi rehber edinerek kendi tekâmül gemimizin kaptanı olabiliriz. Bizler evrenin zavallı, çaresiz piyonları değil; her an yeni bir başlangıç yapabilme potansiyeline sahip, kendi yazgısının sorumluluğunu sevgiyle üstlenen güçlü varlıklarız.
Kaynakça
- Dr. Bedri Ruhselman, Mukadderat ve İcabat, 1953, Kültür Basımevi, İstanbul.
- Dr. Bedri Ruhselman, Ruh ve Kâinat (3 Cilt), 1946, Gayret Kitabevi, İstanbul.
- Ergün Arıkdal, Tekâmül — Ruhun Evrensel Yolculuğu, 1999, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Ergün Arıkdal, Yaşamın Amacı Kendini Bilmek, 1998, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Michael Newton, Ruhların Kaderi (Çev. Sezen Soner), 2004, Ege Meta Yayınları, İzmir.
- Edgar Cayce, Atlantis’ten Geleceğe İnsanın Kaderi (Çev. Haluk Özden), 2002, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Beyaz Kartal (White Eagle), Işığın ve Karanlığın Melekleri (Çev. Serap Basol), 1993, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Silver Birch, Öte Alemden Gelen Hikmet (Çev. Jale Gizer Gürsoy), 1982, Sıralar Matbaası, İstanbul.
- Silver Birch, Sevgide Ayrılık Yoktur, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- P. D. Ouspensky, İnsanın Gerçeği — Kendini Bilmek (Çev. Ali Belbez, Erol Konyalıoğlu), 1989, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Maurice Nicoll, Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar (5 Cilt) (Çev. Neslihan Parlak Kosova, Tufan Göbekçin), 2008, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
- Muhyiddin İbn Arabi, Fusûs’ul-Hikem Tercüme ve Şerhi (Şerh: Ahmed Avni Konuk, Haz. Mustafa Tahralı, Selçuk Eraydın), 1987-1992, İFAV Yayınları, İstanbul.
- Muhyiddin İbn Arabi, Lübb’ül Lübb — Özün Özü (Şerh: İsmail Hakkı Bursevi), 2000, Bahar Yayınları, İstanbul.
- Muhyiddin İbn Arabi, Tefsir-i Kebir Te’vilât (2 Cilt) (Çev. Vahdettin İnce), 2007, Kitsan Yayınları, İstanbul.
- Sadıklar Planı Tebliğleri (Medyom: Ergün Arıkdal), 1983, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul.
Bu Yaziyi Okurken Dinleyin
Frequency Odyssey — Complete Brainwave Journey
Evrensel yasalar ve tekamul — bilincin tum spektrumu — tum bilinc katmanlarini kapsayan 2 saatlik meditasyon yolculugu.
Sonat Mundi — United Colours of Sound | Meditasyon & bilinc muzikleri