Kader kavramı, insanlık tarihi boyunca en çok tartışılan, merak edilen ve çoğu zaman yanlış anlaşılan konuların başında gelmektedir. Birçok insan kaderi, doğuştan alnımıza yazılmış, değiştiremeyeceğimiz, bizi çaresiz bırakan katı bir senaryo olarak düşünür. Ancak farklı spiritüel, felsefi ve tasavvufi kaynakların derinliklerine inildiğinde; kaderin kör bir alın yazısı değil, insanın kendi özgür iradesiyle şekillendirdiği, ilahi adaletle işleyen muazzam bir gelişim ve tekâmül sistemi olduğu görülmektedir. Bu yazıda, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı evrensel hakikati anlatan değerli kaynakların ışığında, kader ve özgür irade arasındaki derin bağı herkesin anlayabileceği, yalın bir dille inceleyeceğiz.