Bugün sosyal medyada (Mavera sayfasında) karşıma çıkan, “Güzel Vaatler” imzalı naif bir çizim beni derin düşüncelere sevk etti. Kartın üzerinde şöyle yazıyordu: “Dünyadaki en güzel şey, eve varmaktır. Her anlamda.”
Hepimiz biliriz o hissi. Uzun bir yolculuktan, yorucu bir iş gününden veya kalabalıkların gürültüsünden sonra anahtarı çevirip kapıdan içeri girdiğimiz o an… Omuzlarımızdaki yük kalkar, derin bir nefes alırız. “Evdeyim” deriz.
Ruhun Gurbeti: Eve Özlem
Peki, fiziksel olarak evimizdeyken bile bazen neden kendimizi “ait değilmiş” gibi hissederiz? Neden içimizde tarif edemediğimiz bir özlem, bir “başka yere gitme” isteği vardır?
Neo-Spiritüel görüşe göre bunun cevabı basittir: Çünkü dünya, bizim asıl evimiz değildir.
Bizler, bu “Dünya Okulu”na eğitim görmeye, eprövlerden (sınavlardan) geçmeye gelmiş öğrenci ruhlarız. Burası bir şantiye, bir laboratuvar, geçici bir durak. Ruhumuz, geldiği o yüksek alemlerin (Spatyom’un) hafifliğini ve huzurunu hatırladığı için, maddenin bu ağır dünyasında kendini hep biraz “gurbette” hisseder. Özlediğimiz o “ev”, aslında tuğla ve harçtan yapılmış bir bina değil, ruhsal özgürlüğümüzdür. (Also read: Ruhsal Yolculukta Terk)
İçimizdeki Eve Dönüş (Also read: Tevazu Ve Vakar)
O zaman bu dünyada huzur yok mu? Elbette var.
“Eve varmak”, sadece ölümü beklemek demek değildir. Asıl eve dönüş; dışarıdaki kaosa rağmen, kendi iç merkezine, vicdanına ve özüne dönebilmektir. Ne zaman ki bir maskemizi daha indiririz, ne zaman ki bir gerçeği daha idrak ederiz; işte o zaman ruhumuz dünyada bile olsa “evinde” hisseder.
Belki de kartta yazdığı gibi; “Eve varmak, sadece bir yolun sonu değil; huzurun başlangıcıdır.”
Bu Yaziyi Okurken Dinleyin
Astral Voyage — Out of Body Sound Journey
Gurbet ve eve donus — astral gentle return — eve donus ozlemi ve kozmik aidiyet hissi.
Sonat Mundi — United Colours of Sound | Meditasyon & bilinc muzikleri